DOLAR 13,71940.4%
EURO 15,56840.18%
ALTIN 786,210,93
BITCOIN 666352-2,05%
İstanbul
14°

AÇIK

06:35

İMSAK'A KALAN SÜRE

erdoğan’dan i̇yi̇ partili türkkan’a sert tepki: en ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız
  • Artan Haber
  • Siyaset
  • Erdoğan’dan İYİ Partili Türkkan’a sert tepki: En ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız
19 okunma

Erdoğan’dan İYİ Partili Türkkan’a sert tepki: En ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız

Son dakika haberine göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklama yaptı. İYİ Partili Lütfü Türkkan'a tepki gösteren Erdoğan, Bu şahsın milletvekilliğinin sonlandırılması dahil, en ağır bedelleri ödemesi için siyasi ve hukuki tüm imkanları kullanacağız. dedi.

ABONE OL
9 Kasım 2021 12:30
erdoğan’dan i̇yi̇ partili türkkan’a sert tepki: en ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, elektrik faturalarındaki TRT payı ile Enerji Fonu kesintilerini kaldırma kararı aldıklarını bildirdi. Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, toplantıda sağlıktan dışişlerine, enerjiden adalete kadar ülkenin ve milletin pek fazla meselesini enine boyuna görüştüklerini, konuştuklarını söyledi.

Türkiye’nin salgınla mücadelesini dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek, ön müşteri bir anlayışla başarıyla devam ettirdiğini anlatım eden Erdoğan, ikinci yılının sonuna doğru yaklaşılan salgının yeni dalgalar ve yeni varyantlar halinde ilk dönemdeki öngörüleri aşarak insanlığı tehdit etmeyi sürdürdüğünü belirtti.

Erdoğan, salgının uzun soluklu mücadeleyi gerektiren sıhhat krizi olduğu gerçeğinin artık inkarı olası olmayan bir vaka olarak karşılarında durduğunu anlatım etti.

Bu durumun gelişmiş ülkeler iç tüm devletlerin sıhhat başta olmak üzere temel hizmet ve ürün altyapılarını giderek daha da zorladığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kendi ülkelerini karalamak dışında bir amel bilmeyenler kafalarını kaldırıp dünyaya baksalar, bu gerçeği görecekler. Türkiye olarak en aka avantajımız sağlıktan üretime, kritik her alanda son 19 yılda gerçekten fazla güçlü ve kapsayıcı bir altyapıyı kurmamızdır. Bu sayede, ülkeler maske ve koruyucu malzeme kavgası verirken biz rahatça ihtiyaçlarımızı karşılayabildik. Bu sayede üretim ve dağıtım zincirleri çöküp, insanlar temel ihtiyaç maddelerine bile erişmekte güçlük çekerken biz hiçbir sıkıntı yaşamadık. Bu sayede, dünyadaki pek fazla yerde devletlerle vatandaşları arasında itimat bunalımları yaşanırken biz hedeflerimize doğru yürümeyi başardık. Sadece finans gücüyle böylesine aka ve derin krizlerin aşılamayacağını aka ekonomilere sahip ülkelerin durumu açıkça ortaya koyuyor. Sonuçta ortaya çıkan tablo, ülke ve ulus olarak sahip bulunduğumuz potansiyeli siyasi ve ekonomik her alanda harekete geçirebilmemize olanak verecek bir zeminin varlığına işaret ediyor. Bir yandan salgınla mücadeleyi kesintisiz şekilde devam ettirirken daha aka bir azim ve kararlılıkla da işte bu fırsatları değerlendirmenin gayreti içindeyiz.”

Erdoğan, sıhhat hizmetlerinde herhangi bir krize asla ruhsat vermediklerini, vermeyeceklerini dile getirdi.

Vaka, hastaneye yatış, yoğun bakım ve vefat sayılarının kontrol edilebilecek bir seviyede olduğunu anlatan Erdoğan, “İnşallah bunları daha da aşağı çekeceğiz. Bu dönemde bilhassa hastanelerde sunulan hizmetlerde elbette bazı aksaklıklar, gecikmeler yaşanabilmektedir. Bunların önüne geçecek tedbirleri de en kısa sürede alacağız.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayi üretiminde kesintiye meydan vermeyecek bir sistemi salgının ilk günlerinden itibaren kurduklarını, böylece ihracat ve istihdamı korumakla kalmadıklarını, fazla daha ileriye taşıdıklarını aktardı.

“Okullardaki sima yüze eğitim-öğretim kesinlikle devam edecektir”

Salgın tedbirlerinin turizm ve ticarette yol açtığı sıkıntıları da normalleşme adımlarıyla aka ölçüde geride bıraktıklarının altını çizen Erdoğan, belirlenen yaş grubunun üzerindeki herkesin, bilhassa de ileri yaş grubundaki vatandaşların aşılarını olmalarının veya tamamlamalarının salgının ağır sonuçlarının azaltılmasına katkıda bulunacağını hatırlattı.

“Okullar aleni mı kalacak, kapanacak mı tartışması da artık sona ermelidir. Okullardaki sima yüze eğitim-öğretim kesinlikle devam edecektir. Sağlık Bakanlığımıza 40 bin yeni sıhhat personeli alınacağının müjdesini de milletimizle paylaşmak istiyorum.” diyen Erdoğan, salgını ülke gündeminden tamamen çıkartana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Enerji fiyatları

Kapanma dönemlerinde verdikleri kapsamlı ve yerinde desteklerle ekonomik faaliyet yürüten aktörlerin ve dar gelirli vatandaşların telafi edilemez sorunlar yaşamalarının önüne geçtiklerini anlatım eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Genç işsizliği önlemek için 251 organize sanayi bölgesinde açmayı taahhüt ettiğimiz mesleki eğitim merkezlerinden 87’sini faaliyete geçirdik. Halen hazırlıkları süren 164 mesleki eğitim merkezini de inşallah ocak ayında açıyoruz. Böylece, milletimize istihdamı artırma konusunda verdiğimiz bir taahhüdü daha yerine getirmiş oluyoruz. Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı iktisat politikamızda bütçe disiplininden taviz vermeden ülkemizi büyütecek her adımı desteklemeye devam ediyoruz. Ülkemizin bu yıl yaklaşık yüzde 8 artış gösteren elektrik talebini yaptığımız yatırımlar ve aldığımız tedbirlerle herhangi bir sıkıntıya meydan vermeden karşıladık. Avrupa’da ekranları başında bizi izleyen milletime bilhassa sesleniyorum. Avrupa’da tabii gaz fiyatları 2020 yılı başındaki 115 dolar seviyesinden geçtiğimiz ay itibarıyla 1100 dolar, hatta günlük piyasada 1500 dolar seviyesine kadar çıktı. Buna karşılık biz ülkemizdeki vatandaşlarımızın konutlarda tükettiği tabii gazı halen yaklaşık 150 dolardan veriyoruz. Rakamlar fazla açık, net ortada. Alış fiyatımıza göre baktığımızda ise tabii gazı hane halkına yüzde 76 indirimle vererek 50 milyar liralık bir sübvansiyon yaptığımızı söyleyebiliriz.”

“Küresel enerji krizini yönetmeyi sürdüreceğiz”

Erdoğan, aynı şekilde petrol fiyatlarının 2020 yılı başındaki 42 dolar seviyesinden 80 dolar seviyesine, kömür fiyatlarının 50 dolardan 270 dolar seviyesine kadar yükseldiğini anımsattı.

Eşel mobil sistemi ile alacakları vergiden 60 milyar lirayı bulan bir fedakarlık yaparak akaryakıt fiyatlarını dengede tutmanın gayreti içinde olduklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Küresel düzeydeki tüm bu yükselişe rağmen, bu yıl elektriği maliyetinin neredeyse yarısı düzeyinde bir faturayla vatandaşlarımıza vererek 17 milyar liralık bir sübvansiyon yaptık. Böylece sadece 2021 yılı için vatandaşlarımızın cebinden toplamda 127 milyar liralık ilave bir meblağın çıkmasını önledik. Bir öbür ifadeyle her vatandaşımıza yıllık 1500 liranın üzerinde bir enerji desteği vermiş olduk. Önümüzdeki dönemde elektrik faturalarındaki, burası da fazla önemli, altını bilhassa çiziyorum, TRT payı ile Enerji Fonu kesintilerini de kaldırma kararı aldık. Hem enerji sektöründeki kurumların dengelerini bozmayacak hem vatandaşlarımızı mağdur etmeyecek bir yaklaşımla bu küresel enerji krizini yönetmeyi sürdüreceğiz. Finans tarafındaki dalgalanmaların da üretimi ve ihracatı artırarak cari açığımızı düşürdükçe durulacağına inanıyoruz. Bu bakımdan 2022 inşallah verdiğimiz emeklerin, yaptığımız fedakarlıkların, yürüttüğümüz mücadelelerin semeresini görmeye başlayacağımız bir yıl olacaktır. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolundaki son önemli imtihanımız olan 2023’ü de başarıyla geride bıraktığımızda ülkemizin dünyanın siyasi ve ekonomik liginin en üstündeki yerini alışına hep beraber şahitlik edeceğiz.”

erdoğandan i̇yi̇ partili türkkana misli tepki: en ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, Türkiye’nin en aka gücünün milletin birliği, beraberliği, kardeşliği, azmi ve kararlılığı olduğunu söyledi. Bu gerçeği sadece kendilerinin görmediğini, muarızlarının da durumun farkında olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Son dönemde yalana, iftiraya, tehdide, çifte standarda dayalı senaryoların ürünü söz ve davranışların dışarıda ve içeride giderek artış göstermesinin sebebi işte bu fotoğraftır.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugüne kadar terörden darbeye kadar nasıl hiçbir sinsi saldırının, alçak oyunun, pasaklı tuzağın bu gücü kırmasına müsaade etmediysek Allah’ın izniyle önümüzdeki süreçte de aynı başarıyı göstereceğiz. Türkiye’yi diledikleri gibi yönlendirebilecekleri, itip kakabilecekleri, vaktini ve enerjisini çalabilecekleri müstemlekelerinden biri sananlar ile kendi ihtirasları uğruna onların değirmenine ab taşıyanların heveslerini kursaklarında bırakmak bizim boynumuzun borcudur. Yönetim değişikliğiyle siyasi istikrarsızlıklar, altyapı, üretim ve istihdam odaklı atılımlarıyla ekonomik bağımlılık, 15 Temmuz destanıyla darbeler devrini kapatan Türkiye’nin önünü kesmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Ülkemizi yapıt ve hizmet siyasetiyle 19 yılda bugünkü seviyesine nasıl biz getirmişsek inşallah 2023 hedeflerine ulaştırmayı da gençlerimize 2053 vizyonunu emanet etmeyi de Rabb’im bize nasip edecektir.”

Bunun için Cumhur İttifakı olarak Meclis’te, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ile hükümette gece gündüz çalıştıklarını ve mücadele verdiklerini dile getiren Erdoğan, “Ancak son dönemde bu ülkenin ikinci aka partisi unvanını taşıyan bir siyasi teşekkülün milli güvenliğimize ve milli çıkarlarımıza yönelik ciddi bir tehdit haline dönüşen tutarsızlıklarından derin endişe duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye ve Irak’taki terör yuvalarına yönelik hudut ötesi harekatlarına olanak veren Cumhurbaşkanlığı tezkeresi konusunda yaşanan tartışmaların bu endişelerini daha da artırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye’nin hudut ötesi harekatları siyaset üstü bir konudur. Geçmişte defalarca ‘evet’ dedikleri bir tezkere metnine bu kere yabancı asker gibi cehaletin ötesinde ve vatana ihanet ithamı gibi zırvalık derecesine varan gerekçelerle saldıranların bir yerlerden işaret aldıkları anlaşılmaktadır. Şayet böyle değilse hiçbir partinin, hiçbir siyasetçinin kendisiyle bu radde çelişmeyi, bir milli emniyet konusunu bu radde zelil üslupla tartışmayı göze alabileceğini sanmıyoruz. Halbuki bu tezkereye karşı çıkmak Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve emniyet güçlerimizin kahramanca mücadelesi sayesinde bitme noktasına gelen terör örgütünün hudut ötesindeki unsurlarına can simidi atmak demektir. Yine bu tezkereye karşı çıkmak Türkiye’nin güney sınırlarından kuşatılması projesinin yanında yer almak demektir. Daha önemlisi bu tezkereye karşı çıkmak bölücü terör örgütünün siyasi uzantısının emrine girmek demektir. Çünkü ilk günden beri Meclis’te tezkerelere en şiddetli karşı çıkan, terör örgütünün şamar oğlanlığından öte bir paha taşımayan bu kesimdir. Türkiye’nin en eski ve halihazırda ikinci aka partisinin işte bu örgüt kuklası bina tarafından yönetildiğini, yönlendirildiğini görmekten Türk siyaseti adına gerçekten keder duyuyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son yerel seçimlerde yapılan gizli-açık ortaklıklar ve pazarlıklarla bazen belediyelerdeki bazı birimlerin bu partinin yönetimine verildiğini zaten tümce alem biliyor. Şimdi bu ortaklığın ülkenin milli emniyet meselelerine kadar uzanmış olması artık konunun siyasi ittifakla izah edilemeyecek bir boyuta taşındığının işaretidir. Meclis’te Irak ve Suriye tezkerelerine ‘hayır’ demelerini yalan ve iftiralarla bezeli nutuklarla savunanların Yozgat’a gidince Kandil’i yakıp yıkmaktan söz etmeleri de bir öbür omurgasızlık örneğidir.” diye konuştu.

“Nerede, neyi konuşacaklarını da iyi biliyorlar.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamu görevlilerini tehdit etmeyi alışkanlık haline getiren ancak kendi partisindeki hırsızlık, taciz, tecavüz hadiselerinin hepsinin de üstünü örten zehirli siyaset dilini en başta bu üslubu benimseyenler için tehlikeli buluyoruz. Meclis’te tezkereye ‘hayır’ demekle kalmayıp egemenlik haklarımıza saygı göstermeyen büyükelçilere verilen tepkiye destek olmayan, daha vahimi Kanal İstanbul Projesi’ni yabancı büyükelçilere şikayet edecek kadar şuur kaybı yaşayan bu zihniyete milletimiz ülkenin kaderini asla emanet etmez.” dedi.

Bu tablonun akıllara Ziya Paşa’nın, “En ummadığın keşfeder esrar-ı derunun, sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?” şeklindeki terkibibendini getirdiğini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Milletimiz değerlerimize hakaret etmekten öbür vasıfları olmayan, ağızlarından çıkan yalanların artık çetelesi dahi tutulamayan, her kritik durumda ülkesinin hasımlarının yanında saf tutan bu siyaset bezirganlarının gerçek yüzünü gayet iyi biliyor. Türkiye geçmişte nasıl biricik parti faşizmini yendi iç ve hariç vesayetin üstesinden geldiyse inşallah bu çarpık zihniyeti de tarihin tozlu raflarına kaldıracaktır. Bir siyasi partinin en üst düzey yöneticisi tarafından Bingöl’de şehit yakınına yapılan edepsizliği de aynı alçak zihniyetin farklı bir tezahürü olarak kabul ediyorum.”

ak parti'li akbaşoğlu'ndan 'lütfü türkkan'ın milletvekilliğinin düşürülmesi söz konusu mu?' sorusuna yanıt İlgili Haber AK Parti'li Akbaşoğlu'ndan 'Lütfü Türkkan'ın milletvekilliğinin düşürülmesi söz konusu mu?' sorusuna yanıt i̇bb meclisi i̇yi̇ partili türkkan'ın sözlerine tepki olarak şehitler için saygı duruşu ile başladı İlgili Haber İBB Meclisi İYİ Partili Türkkan'ın sözlerine tepki olarak şehitler için saygı duruşu ile başladı son dakika... i̇yi̇ parti'de lütfü türkkan'dan boşalan koltuğa erhan usta getirildi İlgili Haber Son dakika… İYİ Parti'de Lütfü Türkkan'dan boşalan koltuğa Erhan Usta getirildi ak partili isimden chp'li Öztrak'a türkkan tepkisi: rezilliği savunma saygısızlığında bulunuyor İlgili Haber AK Partili isimden CHP'li Öztrak'a Türkkan tepkisi: Rezilliği savunma saygısızlığında bulunuyor

erdoğandan i̇yi̇ partili türkkana misli tepki: en ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, İYİ Parti’li Lütfü Türkkan’ın Bingöl’de şehit yakınına yönelik sözlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve “Bingöl’de yaşanan hadiseyi, failinin geçmişteki yanlışlarından itibaren kim olduğundan başlayarak şöyle kısaca bir hatırlayalım.” ifadelerini kullanarak Türkkan ile ilgili bir video izlettirdi.

Erdoğan videonun gösterilmesinin ardından şu ifadeleri kullandı:

“Gördüğünüz gibi neresinden tutsanız rezillik, neresinden tutsanız terbiyesizlik, neresinden tutsanız saygısızlık, neresinden tutsanız alçaklık olan bir skandalla karşı karşıyayız. Kardeşinin gencecik bedeni, PKK terör örgütü tarafından paramparça edilen bir şehit yakınının feryadını, onun namusuna, şimdi açıyorum bacısına en ağır hakaretleri, küfürleri yaparak bastırmaya çalışmak her şeyi bir kenara bıraktık, insanlığa sığmaz. Üstelik bu şahıs ve avanesi, önce yapılan rezilliği inkar etmeye, hatta şehit yakınını suçlamaya çalıştılar, sonra her şey belgesiyle ortaya konunca kabul etmek zorunda kaldılar. Şehitlik makamının değerini kavrayamamış olmanın ötesinde, insanlıktan da nasibini almamış bu siyasetçi müsveddesinin ‘milletvekili’ sıfatına da o kutlu çatının altında bir dakika bile durmaya hakkı yoktur. Partinin küme başkanvekilliğinden veya umumi başkan yardımcılığından ayrılması, bu amel için bir çıkış yolu değildir. Artık sözde milletvekili olan bu kişinin parlamento çatısı altında yerinin olmaması lazım. Kaldı ki başında bir bayan umumi başkanın olduğu bu partide, bir şehidimizin bacısına küfür edilmesi karşısında umumi başkan bayanın buna tahammül etmemesi ve kesinlikle bu zatı partisinden ihraç etmesi gerekir. Duruş bu olması gerekir. Ama ne yazık ki neymiş? İşte başkan yardımcılığından ihraç etmişler. Kimi aldatıyorsunuz ya? Kimi kandırıyorsunuz? Al birini vur öbürüne. Geçmişi benzer pek fazla edepsizliklerle dolu bu siyasetçi müsveddesini ısrarla el üstünde tutanların sorumluluğu buradaki görüntünün failinden daha az değildir. Sadece bir kamu bankası olan Ziraat Bankasına 36 milyon dolar şu anda borcu olan ve henüz bu borcu temizleyememiş olan bu kişi, aynı zamanda Kocaeli’nde biliyorsunuz gene devlete ait arazileri işgal etmiş ve bu işgal sebebiyle de fazla ciddi orada sıkıntılar yaşanmıştı.”

“Kadın STK’lar siz ne amel yapıyorsunuz?”

Erdoğan, “Bizim inancımızda ve kültürümüzde her birimizin annesi, bacısı, eşi, kız evladı herhangi bir fert olmanın ötesinde değere ve dokunulmazlığa sahiptir. İYİ Parti’nin başındaki hanımefendi şehitlik makamına, şehit yakınına, milli ve manevi değerlerimize paha vermiyorsa, hiç değilse kendi cinsiyetinden birisine yönelik bu ağır hakarete tepki göstermelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, kadın STK’lara da şu sözlerle seslendi:

“Peki kadın STK’lar siz ne amel yapıyorsunuz? İlla, sizin örgütünüze ait bir bayana, bir kadına küfür edilirse, hakaret edilirse o zaman mı ayağa kalkacaksınız? Bir şehidimizin bacısına küfür edildiği zaman, hakaret edildiği zaman niçin sokaklara dökülmüyorsunuz? Neden bunun hesabını sormak için yollara çıkmıyorsunuz? İlgili lakayıt her konuda kadın hakları diyerek ortalığı birbirine katanların, şehidimizin kız kardeşine yönelik bu iğrenç saldırı karşısında derin bir sessizliğe gömülmelerini de bellek kayıtlarımıza nakşediyoruz.”

“Hani sen kadın haklarını savunuyordun?”

“Ana muhalefetin başı, daha 2 gün önce yaptığı açıklamalarda kadın haklarından, kadına şiddetten, kadınlarımıza yönelik hakaretlerden bahsediyordu.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ana muhalefetin başı? Bu nedir bu? Şehidimizin bacısına yapılan bu saldırıyı acaba siz nereye kadar görmezlikten geleceksiniz? Hani sen kadın haklarını savunuyordun? Mecliste aynı renk ve aynı sloganlarla bezeli maskeler takan sözde umumi başkanlar, sözde siyasetçiler, sözde sivil toplum kuruluşu temsilcileri vardı. Bunların hiçbiri de şehit yakınına hakaret eden bu rezil şahsın terbiyesizliğine karşı hemen harekete geçmemekle aslında amaçlarının öbür olduğunu göstermişlerdir. Her kim bu ülkede bir daha ‘İstanbul Sözleşmesi’ diye başlayan bir tümce kurarsa ona en başta ve en fazla kendi adlarını sapkın ideolojik ajandaları uğruna istismar ettiği için kadınlarımız tepki göstermelidir. Yine bu konuda, daimi kadınların, şehit yakınlarının, gazilerin hakları ile ilgili esip gürleyen CHP tarafında bıraktık Genel Başkanı, herhangi bir seviyede tepki gösterilmemesi, geri plandaki pasaklı pazarlıkların ispatıdır. Buldukları her fırsatta şehit yakınlarını ve gazileri tahrik eden, adını istismar etmekten öbür kadına faydası dokunmayan zihniyetin asıl yüzü, Bingöl’deki hadiseyle bir kere daha ortaya çıkmıştır. Hayatları boyunca, milletin hayrına biricik bir amel yaptıkları, ülkeye herhangi bir yapıt ve hizmet kazandırdıkları görülmemiş olanların, kendi akıllarınca iktidar hevesine kapılmakla bile ne radde nobran, ne radde küstah, ne radde terbiyesiz hale gelebildiklerini hep beraber takip ediyoruz. Rabbim ülkemizi ve milletimizi bu çirkin ve alçak zihniyetin şerrinden muhafaza eylesin diyorum. Bingöl’deki edepsizliğin sonuna kadar takipçisi olacak, bu şahsın milletvekilliğinin sonlandırılması iç en ağır bedelleri ödemesi için siyasi ve hukuki tüm imkanları kullanacağız. Lafa gelince milliyetçiliği kimseye bırakmayanların, hatta kurdukları ittifaka ‘millet’ adını verenlerin aslında millete nasıl baktıkları bu cin örneklerle açıkça ortaya çıkmaktadır.”

erdoğandan i̇yi̇ partili türkkana misli tepki: en ağır bedelleri ödemesi için tüm imkanları kullanacağız

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, PKK terör örgütünü nasıl ülke sınırları içinde bitirme noktasına getirdilerse, ülke dışında da peşlerini bırakmayıp, örgütün siyasi uzantılarını ve onlarla aynı çuvala girenleri de millete ifşa etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Bu pasaklı ittifakı kuranların hesap edemedikleri şeyin, milletin güçlü irfanı ve engin dirayetiyle her türlü oyunu çözme, her türlü tuzağı bozma feraseti olduğunu belirten Erdoğan, fazla partili siyasi hayatın her döneminde olduğu gibi yakın tarihte Gezi olaylarında, FETÖ’nün darbe girişimlerinde, PKK ve DEAŞ saldırılarında, Türkiye’nin güney sınırlarının kuşatılması projelerinde sayısız örneklerini gördükleri bu kutlu iradeye hep tabi olduklarını ve olmaya devam edeceklerini kaydetti.

Erdoğan, bugün Azerbaycan’ın Karabağ’ı ve işgal altındaki topraklarını 44 günlük şanlı bir savaşın ardından kurtardığı zaferin birinci yıldönümü olduğunu hatırlatarak, “Uluslararası toplumun gözü önünde yaklaşık 30 yıl süren bu işgali bitiren zaferi için Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev başta olmak üzere tüm Azerbaycanlı kardeşlerimizi bir kere daha tebrik ediyoruz.” diye konuştu.

Karabağ’ın ve Azerbaycan topraklarının haksız, hukuksuz, ahlaksız işgali karşısında 30 yıl boyunca susanların, bölgede dökülen kanların ve yaşanan trajedilerin kafa sorumlusu olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bilindiği gibi Azerbaycan’ın zaferi ile sonuçlanan cenk 27 Eylül’de Ermenistan’ın saldırısı ile başlamıştı. İşgal yılları boyunca bilinçli olarak silahlandırılan ve cesaretlendiren Ermenistan, daha önce de ciddi ateşkes ihlalleri yapmıştı. Bu kere Türkiye olarak vatanlarını savunmak ve işgal altındaki topraklarını kurtarmak için mücadele eden Azerbaycanlı kardeşlerimizi fazla daha güçlü şekilde destekledik. Çatışmalar devam ederken muhtelif ülkelerin girişimleri ile ilan edilen tüm ateşkesleri bozan Ermenistan, Azerbaycanlı kardeşlerimizin cesareti ve kahramanlığı sayesinde ağır bir yenilgiye uğramışlardır. Dünyanın son dönemde gördüğü bu en aka zaferin kazanılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyor, Allah’tan şehitlerimize rahmet, gazilerimize hayırlı, sağlıklı ömürler diliyorum.”

“Her platformda Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında yer almayı sürdüreceğiz”

Zaferin ardından Azerbaycan’ın işgalden kurtardığı topraklarındaki 30 yıllık acının ve ihmalin izlerini silmek için hızlı bir bayındırlık seferberliği başlattığını anlatan Erdoğan, “Son olarak Fuzuli’de inşa edilen uluslararası havalimanının açılışı vesilesiyle Azerbaycanlı kardeşlerimizin bayındırlık ve inşa faaliyetlerinde de yanlarında olduğumuzu gösterdik. Aynı şekilde mayınlı arazilerin temizlenerek yeniden tarıma ve ekonomiye kazandırılması çalışmalarında da Azerbaycanlı kardeşlerimize destek veriyoruz. Yine Zengezur koridoru başta olmak üzere yapılan anlaşmadan kaynaklanan haklarını almaları konusunda da her platformda Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında yer almayı sürdüreceğiz.” dedi.

Karabağ’ın ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtuluşunun Kafkasya’da yeni bir dönemin miladı olacak kadar önemli olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Öyle ki bu yeni devre Ermenistan’ı da yıllardır kendini içine hapsettiği cendereden çıkartabilecek fırsatlar sunmaktadır. Bizim ülkemize ve milletimize doğrudan husumet yöneltmediği sürece kimseyle çözülemeyecek bir sorunumuz yoktur. Dünyanın siyasi ve ekonomik bakımdan en mümbit bölgesi olan Kafkasya’nın sahip olduğu insani ve ekonomik zenginliklerin burada yaşayan herkesin huzuru ve refahı için kullanılmasını istiyoruz. Yeni küresel sistemde Kafkasya’nın stratejik önemi daha da artacaktır. Kadim tarihi ve kültürel ilişkilere sahip bulunduğumuz bu coğrafyanın aydınlık geleceği için Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Cuma günü İstanbul’da toplanacak Türk Konseyi’nde öbür kardeş ülkelerle beraber ortak geleceğimizi enine boyuna konuşacağız. Konseyin kurumsal kapasitesinin misyonuna müsait şekilde güçlendirilmesi başta olmak üzere üye ve gözlemci ülkelerle hemen her konuda mutabık olduğumuzu görmekten memnuniyet duyuyoruz.”

“Kültür tasavvurumuzu doğru bir çerçeveye oturtmak için pek fazla adım attık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’in kuruluşunun 98’inci yıl dönümünü Türkiye’ye ve Cumhuriyet’e yakışır eserler kazandırarak kutladıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önce 28 Ekim’de Ankara’daki eski Hipodrom alanında inşa ettiğimiz Başkent Millet Bahçesi’ni hizmete açtık. Gerçekten de başkentimize yakışır bir yapıt olan bu ulus bahçesi şimdiden Ankaralıların en fazla ziyaret ettikleri yerler arasına girmiştir. Cumhur İttifakı olarak Sayın Devlet Bahçeli Bey’le beraber bu açılışı yaptık ve tüm Ankaralıların hizmetine sunduk. Cumhuriyet Bayramı günü olan 29 Ekim’de ise İstanbul’da yeni Atatürk Kültür Merkezimizin açılışını gene Devlet Bey’le ve fazla geniş katılımlı bir şekilde unutulmayacak bir törenle gerçekleştirdik. Aynı gün şimdiden bir marka haline dönüşen Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’ni de başlattık. Bünyesinde pek fazla kültür biriminin yer aldığı Ümraniye Hekimbaşı Millet Bahçesi de geçtiğimiz hafta hizmete açtığımız eserlerden biri. Görüldüğü gibi Türkiye’nin öbür hizmet başlıklarıyla beraber çevre, kültür, sanat alanlarında da adalet ettiği yere varması için samimi gayret gösteriyoruz. İktidara geldiğimiz günden beri gönlümüzün istediği seviyede mesafe kat edememiş olsak da kültür tasavvurumuzu doğru bir çerçeveye oturtmak için pek fazla adım attık.”

Kültürel faaliyetlere verilen destekleri artırdıklarını, ülkenin dört bir yanında sanat ve kültür merkezleri açtıklarını, hem merkezi idare hem de yerel yönetimler düzeyinde sanatçılara sahip çıktıklarını vurgulayan Erdoğan, “Türk müziği hakkında bilimsel çalışmalar yapılması ve dünya çapında sanatçı yetiştirilmesi için Cumhuriyet tarihinde ilk kere bir müzik üniversitesini Ankara’mızda kurduk. İstanbul’da da ilk, orta, idadi şeklinde gene bir müzik okulunun açılışını yaptık. Biz elbette kültür ve sanatın önünü açmak için her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Fakat bu toprakların ve insanımızın muazzam birikimini yaşatacak ve yarınlara taşıyacak olanlar kültür ve sanat insanlarımızdır.” ifadelerini kullandı.

“Anadolu irfanının nefesini yeniden hissettirecek kültür ve sanat insanlarımıza ihtiyacımız var”

Erdoğan, bu anlayışla iktidarları boyunca çağdaşlık adına geleneğin yok sayılmasını da âdet adına çağın gerçeklerine göz kapatılmasını da reddettiklerinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Geleneğimizin ortaya koyduğu aka birikimi, çağın dili ile yeniden ve yeni biçimlerle anlatım etmenin olası olduğuna inanıyoruz. Nitekim Türkçede ‘gelenek’ kelimesi ‘gelen-ek’ demektir. Bir öbür anlatım ile bize ulaşan yeni şeyler ekleyerek geleceğe taşıdığımızda âdet tarih olmaktan çıkarak, yaşayan ve dinamik bir vücut haline gelir. Bu bakımdan şairlerimize, yazarlarımıza, müzisyenlerimize, ressamlarımıza, hattatlarımıza, oyuncularımıza, yönetmenlerimize, mimarlarımıza tarihi görevler düşüyor. Kültür sanat insanlarımızdan Avrupa, Amerika merkezciliğin empoze ettiği düzmece hiyerarşileri bir kenara bırakarak daha adil, daha zengin, daha çoğulcu, daha kucaklayıcı bir kültür sanat iklimi oluşturmalarını bekliyoruz. Bunun için de Anadolu irfanının tertemiz nefesini ve sıcak ruhunu insanımıza ve dünyaya yeniden hissettirecek kültür ve sanat insanlarımıza ihtiyacımız var. Ayakları Anadolu topraklarına basan ve ufku tüm dünyayı kuşatan bir sanat ve kültür tasavvuru ile bize yeni ufuklar açan, yeni hedefler gösteren, yeni duygular yaşatan kültür ve sanat insanlarının arayışı içindeyiz.”

Eskinin eski olduğu için kötülenmediği, yeninin de sadece yeni olduğu için kutsanmadığı bir anlayışla geçmişten bugüne ve yarına uzanan bir yürüyüşe öncülük eden kültür ve sanat insanları beklediklerini dile getiren Erdoğan, “Dilimizle, coğrafyamızla, şiirimizle, müziğimizle, mimarimizle, kısacası bizi biz yapan medeniyet değerlerimizde bu olanak ve kabiliyete sahibiz.” görüşünü paylaştı.

“Ecdat gibi bir fer olur ve dünyayı aydınlatırız”

Doğu’yla Batı’nın, âdet ile modernliğin, güçlü ve şanlı bir tarihle dinamik bir bugünün kesişme noktasında yeni, üretken ve fazla boyutlu eserlere imza atabilecek durumda olduklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ne kendi sesimizden vazgeçeriz ne de başkalarının sesine kulağımızı kapatırız. Ne kendi ışığımızın sönmesine ruhsat veririz, ne de başkalarının ışığına gözümüzü kapatırız. Ne kendi dilimizden vazgeçeriz ne de başkalarının konuşmasına mani oluruz. Bunu yaparken kendimiz olarak, kendimiz kalarak ve kendimizi daimi yenileyerek tıpkı ecdat gibi bir fer olur ve dünyayı aydınlatırız. Hoca Ahmed Yesevi, Yunus, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli gibi ruhlarımızı tezyin ederek insanın özündeki güzelliği ortaya çıkartmak için çalışırız. Mimar Sinan, Matrakçı Nasuh, Kazasker Mustafa İzzet, Itri, Dede Efendi, Tamburi Cemil Bey gibi aka sanatkarlarımızın çağrısına kulak verir ve dünyayı güzelleştirmeye gayret ederiz. Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Aşık Veysel, Neşet Ertaş gibi gönül ustalarımızın kalpten kalbe kurduğu yolları birleştirir ve insan olmanın manasını idrak etmeye çalışırız. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nazım Hikmet, Yahya Kemal gibi şairlerin zengin dünyalarından aldığımız kuvvet ve ilhamla yürüyüşümüze sürat katarız. Bizler bu aka hazinenin kapısında tembel tembel oturan insanlar değiliz, olmayız, olamayız. Yapmamız gereken önce bu hazinenin kıymetini bilmek, sonra da yeni eserlerle onu zenginleştirmektir. Geçtiğimiz 19 yılda kültür sanat alanında attığımız her adımı bu hissiyatla hayata geçirdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde verdikleri kültür sanat ödüllerini de aynı yaklaşımla belirlediklerini kaydederek, bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı 2021 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ni takdim edecekleri isimleri açıkladı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.